İlk olarak Naviga Magazin’de yayınlanmıştır. © Naviga
Sınırlar ötesi denizcilik gelenekleri.... Denizde Batıl İnançlar
Denizciliğin en güzel yanlarından biri de, denizcilik kurallarının ve geleneklerinin ulusal ve kültürel sınırların ötesine geçmis olması. Denizcilikle ilgili, bilgiler, beceriler, kurallar, uygulamaların çoğu herhangi bir coğrafi sınır tanımaksızın dünyanın her yerinde neredeyse aynı. Hatta denizcilik gelenekleri ve folkloru bile, yerel kültürlerin ötesine geçip, dünyanın her yerinde büyük benzerlik gösteriyor. Bence denizciliğin en büyüleyici yönlerinden biri de, dilden, renkten, pasaporttan bağımsız olarak, dünya çapında bir kardeşlik ağının bir parçası olduğunu hissetmek.
Konu denizcilik gelenekleri ve folkloru olunca, yüzyıllardır denizcilik inanışlarının benzerlikleri de oldukça ilgi çekici. Bu inanışların bazıları, yaygın batıl inançlar, bazıları ise gelenek, efsane, öykülere dayalı söylentilerden oluşuyor.
Ancak bu batıl inançların bir çoğu da , eski zamanda denizcilik mesleğinin ölümcül tehlikeli doğasından kaynaklanıyor. 19. yüzyılda, yelkenli bir gemide tayfa olduğunuzu, hayatınızın geminin dar ve karanlık kamara ve kasaralarında geçtiğini hayal edin. Yaşam şansınız, kaprisli ve bilinmez rüzgar ve hava şartlarının insafına kalmış, son kara parçasını gözden kaybetmenizin üzerinden haftalar, belki aylar geçmiş. Hava tahmini yok, telsiz yok, uydu telefonu yok….
Özetle dünyanın geri kalanı ile hiç bir iletişim imkanınız yok…. Kaptan acımasız, geminin tek hakimi… Ve tayfanın geleceği onun iki dudağı arasında…. Şartla böyle olunca, insanın yakalayabildiği her küçük mucize ve işaretten (gerçek olsun veya olmasın) medet umması da kaçınılmaz olmaz mı?
Böylelikle, denizcinin, balıkçının hayatında iyi veya kötü şans getiren her türlü emare, sembol ve işaret zamanla inanışlar haline gelmiş. Ve bu inanışların bir çoğu günümüze kadar gelmiş… Belki de bir çoğunuz gibi, ben de bu batıl inançların çoğunu hurafe olup olmadığına bakmazsızın, düzenli uygular oldum…
Bilemiyorum… siz olsanız uygulamama riskini alır mıydınız? İşte bazıları……
Seyirde olduğun sürece traş olma, kişisel bakım yapma
Seyir sırasında saç, sakal ve tırnak kesmenin kötü şans getirdiğine inanıldığından dolayı, denizcilerin
çoğu saç, sakal karışmış, dağınık bir görüntü sergiler.
Teknede (Gemide) Asla Islık Çalma
Denizciler arasındaki yaygın inanış, gemide (teknede) ıslık çalmanın kötü havayı çağıracağı yönündedir. İnanışa göre ıslık çalmak, rüzgara meydan okumak anlamına gelir ve onun coşkuyla cevap vermesini sağlar… Ta ki fırtına getirene kadar hem de… Yine de bazı denizciler, yanıp rüzgarsız kaldıklarında rüzgar çağırmak için ıslık çalma cüretini gösterebilir.
Kıç Istralya Kaşımak
İnanışa göre, rüzgarsız kalıp yandığınızda kıç istralya’yı hafifçe kaşımak, kolayına rüzgar getirecektir.
Seyirden önce denize tükürmek veya şarap dökmek
Seyire çıkmadan önce, denize tükürmenin iyi şans getireceği yaygın bir inanıştır. Hatta uzun seyirler
öncesi denize ve güverteye biraz şarap dökmenin de iyi şans getireceğine inanılır.
Tekneye (Gemiye) Sağ ayağınla gir
Tekneye (gemiye) adım atarken, önce sol ayağın basılmasının kötü şans getireceği çok yaygın bir inanıştır. Denizciler gemiye (tekneye) her zaman sağ ayakla girmelidir. (Tekneye adım atarken olası çaparizleri ve daracık, zıplayan pasarellaları düşününce hangi ayağının nereye bastığına dikkat etmek iyi bir fikir zaten)
Seyire çıkmadan önce Borçlarını öde
Borçlarını temizlemeden seyire çıkan tayfaların genelde talihsiz olayları ve fıtınaları çağırdıklarına inanılır… Seyire çıkmadan borçlarınızı temizleyin…
Çiçekler ve kötü şans
Çiçekleri cenazeleri ve mezarlıkları çağrıştırdığı için, tekneye (gemiye) çiçek getirilmemelidir. Herhangi bir sebeple teknede (gemide) çiçek kötü şans işaretidir. Olur da herhangi birisi tekneye (gemiye) çiçek getirdiyse, çiçek derhal suya atılmalıdır.
Ağlara tuz serpmek ve diğer balıkçı inanışları
Balıkçılar ve deniz inanışlari aslında ayrı bir yazı başlığı olur… Ama en ilginç ve yaygın olanlarından burada bahsedelim.
Sezon başında, sezonun bereketli geçnesi için ağlara tuz serpmek…
İlk balık yakalanana kadar herhangi birşey yememek…. Gün sona erip limana dönmeden yakalanan balıkları saymamak.. Hergün balığa çıkmamak…
Teknede (Gemide) asla muz bulundurma
Teknede (gemide) muz bulundurmanın genellikle kötü şans getirdiğine inanılır (özellikle balıkçı teknelerinde) Bu inanış, 1700’lü yıllarda Karaipler ve İspanya arasında çalışan tacir gemilerin peşpeşe kaybolması ile başlamış, bazı denizciler gemilerin yükü olan muzlar kötü şans getirdiği için gemilerin denizde kaybolduklarını öne sürmüştür. Diğer yandan, Muz kargosu aslında, beraberinde ölümcül zehirli örümcek ve yılan türlerini de gemiye beraberinde getirdiği için de tayfa için tehlike oluşturmaktaydı.
Direk dibine para koymak
Direk dibine madeni para koyma geleneği oldukça eskilere, Roma dönemine kadar gider. Denizciler,
tekne inşa edilitken, direkler dikilirken her direğin altına bir madeni para yerleştirmenin, gemiye iyi
şans ve bereket getireceğine inanırlar.
Okumaya devam et. Denizcinin Batıl İnançları II >>>
Table of Contents
Toggle
