Bizim kıyılarımızda da deniz bize de türküler yaktırmış tabii ki. Çalışırken ya da denizdeki (veya karadaki) yarin hasretinden bizim insanımız da maviliklere bakarak deniz türküleri söylemiş. İşte en bilinenlerinden birkaç örnek;
Deniz Türküleri – Heyamola
Heyamola, temel amaç olarak halatları veya ağları çekerken, demir alırken, yelkenleri basarken, iş birliğini koordine etmek için tempo sağlayan denizci tekerlemesidir. Özellikle Karadeniz bölgesinde denizciliğin hayatın her yönü ile iç-içe geçmiş olmasından dolayı, Heyamola sadece iş türkülerinin tekerlemesi olmaktan çıkmış, karadenizin güney kıyısı boyunca farklı geleneklere, türkülere temel olmuştur.
“Helesa/Heyamola geleneğinin kökeni denizcilik uğraşıları olmakla birlikte genelde hep birlikte yapılan toplu işlerde söylenen bir türkü, mani ve oyundan oluşur… Geleneğin Batı Karadeniz varyantları daha çok denizcilikle ilgili olup Doğu Karadeniz Bölgesinde ise düğün merasimlerinde uygulanır… ” Dr. Murat Karasalihoğlu *
Karadeniz’de birbirinden farklı ve renkli adetlere dönüşmüş olan Helesa/Heyamola geleneğinin kökenlerinin, Geç Antikçağ’da Sinop’ta yaşamış, denizcilerin koruyucusu olduğuna inanılan Aziz Phokas’a kadar dayandığı düşünülür.
Helesa/Heyamola geleneğinin hala yaşatıldığı İnebolu’da denizcilerin hamisi, şifacı ve bereket veren kimliği ile Abaş Baba inanışının da bu geleneğin doğuşunda etkilidir.
Sinop
Helesa/Heyamola geleneğinin belki de en renklilerinden biri Sinop yöresinde yapılan “Helesa” bir diğer adı ile “Sellime Çıkma” adetidir.
Öyküsü buram, buram dayanışma kokan bu gelenek de denize, denizciliğe dayanır;
Malum, koskoca Karadeniz’de sadece üç liman bulunur; Temmuz, Ağustos ve Sinop… Fırtınalı bir kış, yelkenli bir gemi güç bela kendini Sinop limanına atmayı başarır. Mevsim kış, Karadeniz aman vermez, hava kalmaz, Sinop limanında uzun süre mahsur kalır, kumanyalarını tüketirler. Balığa çıkamazlar, kimseden bir kuru ekmek dilenemezler.
Derken kaptanın aklına bir fikir gelir ve tayfayar filikayı donatıp, süslemelerini ister. Akşam vakti kaptan ve tayfalar süslenen bu filikayı omuzlayıp, fenerlerle şehre inerler. Bütün kenti dolaşarak durumlarını Sinop halkına söyledikleri maniler yardımıyla anlatırlar. Durumu anlayan Sinop’lular kilerlerindekileri denizcilerle paylaşır ve Karadeniz geminin limandan ayrılmasına izin verene kadar durumu idare ederler.
Sonrasında Helesa (ya da Sellime çıkma) Sinop’ta her Ramazan Ayında tekrarlanan bir gelenek halini alır.
Bir kaç kişinin taşıyacağı büyüklükte bir kayık bulunur, güzelce süslenir ve çevresi fenerler ya da mumlarla donatılır. İftardan sonra bir araya gelen gençler süsledikleri kayığı omuzlayarak şehrin tüm mahalleleri gezerler. Kayık her evin önünde ev sahibi tarafından görülecek bir şekilde yere konulur. Sellime çıkanlar arasından sesi güzel olan Helesa manilerini, diğerleri de nakarat kısmını söyler ve yine maniler aracılığıyla bahşiş isterler.
Bahşişler bir mendile sarılarak kayığın içerisine atılır. Toplanan tüm bahşişler de daha sonra ihtiyaç sahiplerine dağıtılır.
İnebolu
Denizciliğin, Tekne yapımının ve Milli Mücadelenin en önemli şehirlerinden biri olan İnebolu’da ise Yarbaşı’nda çalışma türküsü olarak söylenen Heyamol zaman içinde türkü ve akrobatik bir halk oyununa dönüşmüş. İnebolu heyamolasında türkü sözleri göre bir geminin yapımı, tamiri, yüklenip, sefere hazırlanışı, ve yolculuğu anlatır.
İnebolu Belediyesi web sitesinde anlatıldığı üzere Heyamola “Çok eski yıllarda İnebolu’dan Marmara’ya Ege’ye ve Akdeniz’e yelken açıp ticaretle uğraşmayı hedefleyen denizcilerimiz bu güçlü reisin komutasında yelkenli gemilerin Yarbaşı önünde bir mevsim boyu sürecek uzun bir yolculuğa hazırlanmaktadır.
Yükler ona göre bulunur. İhracat ürünleri elması, kestanesi, patatesi, yumurtası sandık sandık hazırdır. Gemi, ırgat hazır yükler gemiye yerleştirilmekte, yelkenler kurtulmakta, felenkler bağlanmakta,
Yalıda Mola Heyamo sesleri. Bu sesler reisin komutu levent tayfalarının beraberlik sesidir. Bu onların türküsü bu onların özlemi bu adeta denizciliğin marşı olmaktadır.” **
Rize
Doğu Karadeniz’de de çalışma türküsü, temposu olarak hayata geçen Helesa/Heyamola, Rize’de şölenlere, düğünlere coşku katan bir horon olmuş.
“Helesa Horonu… Düğünde orta yaş ve üstü erkekler tarafından oynanır. Ağır hareketlerle çok sakin oynanır. Horonun yönlendireni oyuna başlarken, “haydi horona gelin” anlamında haykırışlar yapar; onun haykırışını ve biraz sonra söyleyeceği türküyü karşıdan alan iki kişi vardır. Karşıdan tekrar tekniği, oyun kurucuyu dinlendirmeye ve yeni söz bulmaya fırsat verir.
Çalgısız oynanır. Kol kola girerek, sağa sola sallanarak, atma türkü söylenir, sözler o anda yaratılırken düğün sahibine şaka yollu sözler edilir…. Aynı oyun Hemşin yöresinde, haykırışların sonuna tulum zurna çalarak türkülü ezgiye geçilir.” Kaynak: Elif Çepni ***
Özetle denizi yaşayanlar, denizle haşır-neşir olurken edindikleri alışkanlıkları, tekerlemeleri, deniz türkülerini hayatın içine taşıyıp, horon, oyun, adet, gelenek yapıp bütün kıyı şeridine yaymış. Bize kalan da bu renkleri hatırlamak, anlatmak, elmizden geldiğince yaşatmak olmuş.
Denizle, sağlıcakla, selametle kalın.
Mustafa Aksüt
Okumaya devam et. Deniz Türküleri II >>>
Table of Contents
Toggle
