Katamaranlar için sert hava taktikleri

İlk olarak Naviga Magazin’de yayınlanmıştır. © Naviga

Katamaranlar ve sert hava

Son 50 yıldır, sert hava seyri konusunda onlarca denizcilik kitabı yazılmdı. Ancak bu kitapların sadece çok azı çok gövdeli teknelerin karakteristiklerine göre sert hava seyrinin ayrıntılarını ve taktiklerini kapsıyor.  

Tek gövdeli teknelerin her ne kadar kendi içinde farklı sınıflara ayrılsa da, kategori olarak fazla ortak noktası var.

Bu nedenle sert hava seyri üzerine tek gövdeli teknelerde daha genel kurallar tanımlamak mümkün. Ancak çok gövdeli tekneler tasarım, stabilite ve rüzgar tutma özelliklerinden dolayı sert hava koşullarında tek gövdeli teknelere göre çok farklı reaksiyonlar verir.

Genel kanı, katamaranların tek gövdeli teknelerden daha güvenli ve daha konforlu seyir niteliklerine sahip olduğu yönünde. Ancak bu, sert havalarda katamaranla yelken seyrinin zorluklardan uzak olacağı anlamına gelmiyor. Başka bir genel kanı da, Katamaran gibi çok gövdeli teknelerde asıl probllemin rüzgar değil, dalgalar olduğu. Doğal olarak rüzgarla başa çıkabilmek için yelkenleri küçültmek gibi bir çözüm varken, dalgaları yönetmek, sürekli ve yoğun dikkat isteyen, yorucu bir görev.

Dolayısıyla sert hava koşullarını sadece rüzgar hızı veya dalga yüksekliği gibi gibi tek bir parametreyle tanımlamak çok gerçekçi olmaz.  Özetle, seyrin rahatsız ve güvensiz hale dönüştüğü durumlarda “Sert Hava” koşulları oluşmuştur. 

Katamaranlar ve sert hava 1

Katamaranların Yapısal Özellikleri

Modern gezi sınıfı katamaranları iki kategoride değerlendirebiliriz;

Charter/Gezi sınıfı Katamaranlar: Charter pazarı için inşa edilen seri üretim katamaranların tipik özellikleri;

– Integral, sabit salmalar
– Çok derin olmayan, düşük profil dümen palaları
– Daha çok rüzgar tutan yüksek bordalar ve gövde profilleri
– Daha önde konumlanmış direkler
– Küt ve kısa pruvalar
– Ağır deplasmanlı gövdeler

İdeal düz su koşullarında bile, bu tip tekneler orsa seyrinde tasarımlarından dolayı güçlük yaşayacaktır. Bu sınıf tipik olarak 55-60 derecelik gerçek rüzgar açılarında (TWA) yakın mesafelerde yelken seyri yapmaya uygundur. Bu tür katamaranlarda ağır hava stratejileri, tekneyi veya mürettebatı tehlikeye atmadan, tekneyi kontrol altında tutmaya ve orta bir hıza ulaşmaya odaklanmalıdır.

Performans/Gezi sınıfı Katamaranlar: Seri üretim katamaranlardan farklı olarak, Performans/Gezi katamaranları;
– Derin, hareketli salmalar
– Derin ve yüksek profilli dümen palaları
– Daha az rüzgar tutan gövde profilleri
– Daha yumuşak giriş acısına sahip pruvalar
– Daha hafif deplasmanllı gövde özelliklerine sahiptir.

Bu tip tekneler hemen, hemen her koşulda 45-50 derecelik bir açıda rüzgarüstüne gidebilirler. Bir performans seyir katamaranı, tipik olarak en hızlı tek gövde tekneleri bile orsa seyrinde geride bırakabilir. 

Hafifliği ve büyük yelken planları da göz önüne alındığında, her koşulda güvenli kalabilmek için yelken seçimine dikkat edilmelidir. Bu sınıf için sert hava stratejileri daha yüksek hızlara, daha düşük yüklere ve dengeye odaklanmalıdır.

Bazı katamaranlar da bu iki grup içinde kolayca sınıflandırılamazlar ve böyle tekneler için sert hava stratejileri de farklılık gösterecektir. Bu noktada en önemlisi teknenizi iyi tanımanız, ve limitleri konusunda önyargısız değerlendirmeler yapmanızdır.

Katamaranlar ve Sert Hava 2

Katamaranla yelken seyrinde teknenizi iyi tanımak için birkaç kritik gözlem yapmalısınız.

– Orsa seyrinde, teknenizin pruvaları dalganın içine saplanıyor mu?
– Orsa seyrinde pruvalarınız aşağı doğru basıyor mu?
– Kokpit ve Köprü, sert havada orsa seyri yaparken kuru ve uygun görüş sağlayacak kadar yüksek mi?

Öte yandan birçok katamaran, düz deniz koşullarında veya bir dalganın çukurunda 6-7 derecelik yatma ile keyifli ve güvenli bir yelken seyri yapar. Ancak tekne 10 derecelik bir yatma eğimine yaklaştığında, rüzgar üstü gövde sudan kalkma eğilimine girer. Gezi sınıfı katamaranlar güvenli bir seyir için rüzgar üstü gövdesini kaldırmadan seyir yapmalıdır.

Katamaranlar - Yapısal Sağlamlık ve Direnç

Yapım teknikleri ve inşa malzemelerindeki yenilikler sayesinde katamaran inşası daha güvenilir ve sağlam sonuçlar vermeye başladı. Günümüzde en mütevazi gezi sınıfı katamaranlar dahi daha büyük doğrusal ve torsiyonel yüklere dirençli olacak şeklide üretilmekte. Ancak sonradan yapılan modifikasyonlar (perdelere havalandırma/klima kanalları için delikler açılması, baş pervane montajında dogru güçlendirme yapılmaması gibi) yapısal bütünlük ve direnci zayıflatabilmektedir. Teknede yapılacak büyük modifikasyonlar ve değişikliklerden önce tekne üreticisi ve/veya tasarımcısından görüş alınması kesinlikle tavsiye edilmektedir.

Katamaranlar ve Aşırı Yükleme

Modern gezi katamaranlarının sunduğu geniş ve rahat alan genelde tekne sahipleri tarafından büyük bir hızla doldurulur. (ek su depoları, ilave jeneratörler, yakıt depoları, ilave aküler vs.). Tekneye yüklenecek toplam ağırlık konusunda yine üretici ve tasarımcının vermiş olduğu veriler dikkate alınmalıdır. Eğer bu verilere ulaşamiyorsanız diğer bir pratik hesaplama yöntemi, tekneye ilave edilecek yükün en fazla tekne boş ağırlığının üçte biri kadar olmasıdır. Örneğin tekne kuru ağırlığı 10.000 Kg ise, maksimum yüklü ağırlığınız 13.500 Kg’ı aşmamalıdır. Bu hesaplamayı yaparken tüm (yakıt ve su) depolarınızın, kilerlerinizin dolu olacağını, tüm deniz oyuncaklarınızın (surf, jet ski vs.) teknede olacağını da öngörmelisiniz.

Aşırı yüklemenin en belirgin etkisi tekne hızının düşmesi olarak gerçekleşse de, aşırı yükleme, seyir sırasında tekneye etki eden kuvvetlerin etki noktalarının değişmesine de sebep olur.

Aşırı yüklenmiş bir katamaranda köprü/güvertenin sudan yüksekliği azalır ve sert havalarda bodoslamadan gelen dalgaların güverte köprüsüne alttan daha çok vurmasına sebep olur.

Katamaranlarda, ilave yüklerin gövdeler içerisinde konumlanması da oldukça önem taşır. Tabii ki en basit mantıkla, ilave yükler iki gövde arasında olabildiğince eşit dağıtılmalı ve mümkün olan en derin noktalara konumlandırılmalıdır. Öncelikle ek yükler baş ve kıç bölgelerinden olabildiğince uzak, mümkün olduğunca merkeze yakın yerleştirilmelidir. Bu sayede teknenin pruva ve kıç aynaları dalga üzerine daha kolay çıkabilir. Baş/kıç bölgelerine yapılacak aşırı yüklemeler teknenin sert havalarda tehlikeli biçimde baş/kıç yalpasına girmesine sebep olacaktır.

Fırtına koşullarında, Katamaranın yandan gelen büyük bir dalgaya maruz kaldığında yana kayabiliyor olması oldukça önemli bir özelliktir. Aşırı yüklemiş katamaranlar suya daha fazla gömülecekleri için bu reaksiyonu daha az ve/veya daha yavaş sergilerler. Bu da seyirde olası hasar, hatta alabora olma riskini arttıracaktır.

Katamaranlar ve Rüzgar Tutma

Genel olarak gezi sınıfı katamaranlar, içinde kolaylıkla ayakta durulacak şekilde yüksek gövdeler üzerine yine yüksek bir üst bina ile tasarlanır/inşa edilirler. Bazı durumlarda güverte yüksekliği düşürülerek, üst bina yüksekliği dengelenmeye çalışılsa da katamaranlar yapı itibariyle daha çok rüzgar tutan gövde karakteristiklerine sahiptir.

Öte yandan gezi sınıfı tekneleri genelde büyük tenteler, biminiler, matafora ve botlarla donatılırlar ki bu da teknenin rüzgar tutma kapasitesini oldukça arttırır. (Seyir sırasında sökülerek içeride taşınmadığı durumlarda).

Sert hava koşullarında daha fazla rüzgar tutan teknelerin orsa performansı da çok daha düşük olacaktır. Bu sebeple, sert havalarda strateji belirlenirken kıyı ile rüzgaraltı mesafesinin hava şartlarına göre katamaranlar için daha geniş tutulması gerekliliğe de unutulmamalıdır.

Tekne Bakımı

Tekne donanımları genelde en beklenmedik anlarda ve özellikle de zorlayıcı koşullar altında arıza verir. Katamaranlarda benzer boydaki tek gövdeli teknelere göre daha fazla donanım/ekipman bulundurmaktadır. Motor, mekanik ve elektrik sistemlerinin düzenli bakımlarının yapılmaması, neredeyse kötü havada bu ekipmanların arıza vereceğini garantiler. Örneğin dizel yakıt tankları her 3-5 yılda bir inceleme portları açılarak gözle kontrol edilmeli ve tankta tortu bitikmesi halinde tamamen temizlenmelidir. Dümdüz bir denizde, tank dibinde öylece duran ve hiç belirti vermeyen sinsi yakıt tortusu, karısık denizlerde yerinden ayrılıp, yakıt sisteminize girecek ve belki de en çok ihtiyaç duyduğunuz anda makine(ler)inizi devre dışı bırakacaktır. Ya da normal şartlarda, sadece kozmetik gibi görünen, sadece can sıkıcı bir hatch/lomboz sızıntısı, kötü hava şartlarında hayat, memat meselesi haline dönüşebilir.

Yelken, sabit ve hareketli arma donanımları, asıl sınavı sert hava koşullarında verir. Zor şartlarda oluşacak bir hareketli veya sabit arma problemi,hem ekip hem de tekneyi ciddi tehlikelere sürükleyebilir. 

Hareketli arma bileşenlerinin (mandar ve iskotalar dahil) düzenli olarak kontrol edilmesi, bakım ve yenilemelerinin yapılması seyir güvenliği adına çok önemlidir. Genel kanı, bir yelkenli teknenin sabit arma donanımının güvenli ömrünün 10 yıl olduğu yönündedir. 

Birçok sigorta şirketi 10 yılın üzerindeki sabit arma donanımlarını sigortalamaz. Teknenin sabit arması düzenli olarak kontrol edilmeli ve gerektiği durumlarda ihmal edilmeksizin yenilenmelidir.

Denizle, sağlıcakla, selametle kalın.

Mustafa Aksüt

Yorum Yapın