Mavi Yolculuk… Kökler

İlk olarak Naviga Magazin’de yayınlanmıştır. © Naviga

“Mavi yolculuğu anlatmak zordur, mavi yolculuğu yaşamak gerek”

Azra Erhat

mavi yolculuk - Halikarnas-Balıkçısı 1

Garip tesadüfler, hayatın akışını nasıl da değiştiriyor… Cevat Şakir Kabaağaçlı 1925 yılında İstiklal Mahkemesinde, Resimli Ay dergisinde yazdığı, “Asker Kaçakları Nasıl Asılır?”başlıklı yazısı nedeniyle, derginin sahibi Zekeriya Sertel ile birlikte idam istemiyle yargılanır. 

Mahkeme reisi Afyon Ali Bey, yine mahkeme azası olan Kılıç Ali Bey’in telkinleriyle, Cevat Şakir ve Zekeriya Sertel’i idam yerine 3 yıl kalebendlik* cezasına çarptırır. Mahkeme Sertel’in cezasını Sinop’ta, Cevat Şakir’in de Bodrum da çekmesine hükmeder.

* Kalebendlik Cezası – Suçluların surlarla çevrili kaleden dışarı çıkmamaları sebebiyle hem hapis hem de kendi memleketlerinden uzak şehirlerin kalelerinde bulunmaları yönüyle de bir çeşit sürgün cezasıdır.

Olayın diğer yansımalarını bir kenara bırakıp, tesadüf cephesinden bakarsak; mahkeme ceza çekilecek yerleri tam ters belirleseydi, yani Cevat Şakir Sinop’a, Zekeriya Sertel Bodrum’a gönderilseydi, bugün Bodrum çok farklı bir yer olabilirdi. Belki daha da önemlisi hayatımızda, denizciliğimizde “Mavi Yolculuk” diye bir kavram olmazdı.

Her ne kadar idam cezasından kurtulmuş olsa da, Cevat Şakir, Bodrum’da sürgünde üç yıl geçirmek konusunda endişelidir;

“Fakat Bodrum’un adı fenaydı. Eskiden beri Bodrum kalesinden bir zindanmış gibi söz edilirdi… Bodrum sözü insana zaten bir yapının karanlık alt katı anlamını veriyordu. Belki de kalenin zindanıydı. Sultan Hamit zamanında siyasal mahkumları gülistan gibi yerlere değil, çürüsünler diye zindanımsı izbe yerlere gönderirlerdi… Velhasıl Cebeci’de Bodrum ve Bodrum kalesinin ne biçim bir yer olduğunu bilen yoktu”  

Cevat Şakir Kabaağaçlı- Mavi Sürgün 1961

mavi yolculuk - eski bodrum

Uzun ve zahmetli bir yolculuğun ardından Bodrum’a varan Cevat Şakir, çok kısa zamanda Bodrum’a aşık olur. Cezasını çektiği dönemde Bodrum şehir sınırlarında serbestçe dolaşabilmesine rağmen, denize açılması yasaktır… Teneke leğenler içine koyduğu balık sepetlerini yüzerek götürüp, atıp toplamaya, kıyıdan oltayla koca koca orfozlar dahi tutmaya başlar. Cevat Şakir zamanla Halikarnas Balıkçısı olur.

Cezasının son bir buçuk yılını İstanbul’da geçirmek zorunda bırakılan Balıkçı, cezasını tamamlar tamamlamaz Bodrum’a bu kez özgür bir insan olarak döner. Dönünce yaptığı ilk işlerden biri, bir kayık satınalmaktır. Kısa zaman içinde küçük kayıktan, yedi metrelik bir tirhandile terfi eder,” Yatağan”.

Balıkçı kısa sürede, motoru olmayan Yatağan ile, Gökova körfezini karış, karış dolaşır. Girilmedik koy, ayak basılmadık taş bırakmaz. Gökova körfezindeki bu yolculukları, Balıkçı’nın buralara aşkını daha da derinleştirir.

Ve yolculuk başlar….

1946 yılının başlarında Balıkçı, eski dostu Sebahattin Eyüboğluna bir mektup yazar ve yakın arkadaşlarından bir ekip toplayıp ve buraların güzelliklerini görmek üzere davet eder. 1946 yazında Bedri Rahmi, Sabahattin Eyüboğlu, Sabahattin Ali, Erol Güney, onun çocukluk arkadaşı Benya, Necati Cumalı ve şair Fuat Ömer Keskinoğlu, bu ilk Mavi Yolculuğa Cevat Şakir ve Bodrumlu balıkçı Paluko ile “vira bismillah” derler. İlk mavi yolcuların mektuplarından anlaşıldığı üzere, Kuşadası,ndan 22 Ağustosta başlayan yolculuk 10 gün sürer ve 1 Eylül 1946’da sona erer.

İlk mavi yolcular, Balıkçı ve Paluko’nun önlerine serdiği görsel ve kültürel şölenden çok  etkilenirler. 

Ayrıca, bu mavi yolculuğun amacı, tatil ve eğlence olmaktan öte anadolunun bu az bilinen kıyılarını keşfetmek, anlamak ve anlatmaktır. Mavi yolcular, gönüllü arkeologlar gibi keşif yürüyüşleri yapmış, isimleri, varlıkları kitaplarda, haritalarda geçmeyen antik yerleşkeler bulup gün ışığına çıkartmıştır. Dolayısıyla ilk mavi yolculuk keşif, kültür, sanat ve bilgi alışverişi ile pekişerek amacına ulaşır. Bu yolculukların devam edeceğini de Sabahattin Eyüboğlu’nun satırlarından anlarız;

“Çok güzel bir gezi yaptık, bütün zorluklara rağmen. Her yerde, her fırsatta güneyin güzelliğini methedeceğiz ve buralara ziyarete teşvik edeceğiz.”

Ve Halikarnas Balıkçısı’nın önderliği, Selahattin Eyüboğlu’nun isim babalığı ile Mavi Yolculuk kavramı doğar. Ardından her yıl olamasa da, mavi yolculuklar tekrarlanır, geleneksel hale gelir. Tekrarlanan mavi yolculukların değişmeyen bir katılımcısı vardır; Sebahattin Eyüboğlu. Bazen yılda iki, hatta üç gezi, faklı rotalar, farklı yolcularla Eyüboğlu aramızdan ayrıldığı 1973 yılına kadar mavi yolculuk geleneğini sürdürür.

mavi yolculuk - Ingiliz_limani

1957 yılına kadar mavi yolculuklar daha basit tuvaletsiz, kamarasız, banyosuz kayıklarla yapıldığından dolayı, kadınlar mavi yolcu olma şansını yakalayamamıştı. 1957 yazında Balıkçı, Azra Erhat’i mavi yolculuğa davet eder. Azra Erhat, mavi ilk mavi yolculuğundan çok etkilenir, hem bu yolculukları tekrarlar, hem de mavi yolculuklar üzerine kitaplar yazmaya başlar.

İlk baskısı 1962’de yapılan Azra Erhat’ın “Mavi Yolculuk-Gezi Notları” adlı kitabı, mavi yolculuğa çıkan herkesin hem önceden okuması, hem de gezi sırasında başucu kitabı yapması gereken bir eserdir.

Erhat bu kitapta, Karya’dan Likya’ya yani Milas’tan, Antalya’ya yolculuk rotalarını, bu rotalar üzerinde antik yerleşkeleri ve tarihlerine anlatırken, bir yandan da mavi yolculuğun tarihi ve felsefi üzerine bilgiler verir ve ilk yolculuklarda yaşadığı anılarını paylaşır.

Zamanla, mavi yolcular daha çok sayıda katılımcı ile Karya’dan, Pamfilya’ya her yeri köşe bucak keşfetmeye anlatmaya başlar. Bu ilk dönem mavi yolcular arasında akla ilk gelen isimler, Balıkçı’nın çocukları İsmet Noonan, Sina ve Suat Kabaağaçlı, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Eren Eyüboğlu, Mualla Eyüboğlu, Mina Urgan, Melih Cevdet Anday, Güngör Dilmen, Vedat Günyol, Şadi Çalık, Berna Moran, Cengiz Bektaş ve tabii ki her yolculuğa mutlaka katılan mavi yolculuğun isim babası Sebahattin Eyüboğlu’dur.

Denizle, sağlıcakla, selametle kalın.

Mustafa Aksüt

Okumaya devam et. Mavi Yolculuk, Semboller, Anıtlar, Bilim ve Sanat >>>

Yorum Yapın