İlk olarak Naviga Magazin’de yayınlanmıştır. © Naviga
İlk mavi yolcuların diğer bir ortak özelliği, hepsinin hümanist, yurtsever ve sanatçı Türk aydınları olmasıdır. Dolayısıyla mavi yolculuklar edebiyattan, resime birçok sanat eserine ilham kaynağı da olur. “İlk kez Sabahattin Eyüboğlu’nun kullandığı tabirle mavi yolculuk; şiir olur, resim olur, roman olur, yazı olur. Böylece oraları hiç görmeyen kişilere bile aktarılır. “ Duygu Yetgin – Aysel Yılmaz
Mavi Anadoluculuk/Mavi Hümanizma akımının öncüleri olan yolcular, tanınmayan yerin sevilemeyeceği, sevilmeyen yerin de vatan sayılamayacağını düşünüyorlardı. Gittikleri yerleri öğenmeye çalışır, tekrar gitmeden önce daha da araştırır, okur daha çok öğrenirlerdi. Her durakta yolculardan orayı en iyi bilenler rehberlik yapar, gezilen yer hakkında diğerlerine bilgi aktarırdı. Tekneye dönüldüğünde de bu bilgi alışverişi yoğunlaşır, tekne bir seminere dönüşürdü.
Her mavi yolculuk, Sebahattin Eyüboğlu’nun, mavi yolculuk sancaklarını torenle toka etmesi ile başlardı. Mavi Yolculuk sancağı, mavi zemin üzerine beyaz boya ile çizilmiş iki kupa ve bir amforadan oluşurdu.
Yolcular, Keramos antik kentinde (bugunkü Ören) gördükleri bir taş stelden esinlenerek bu sancağı çizmişlerdi. Mavi Yolculuğun diğer sancağı da lacivert kumaş üzerine beyaz harflerle yazılan, Balıkçı’nın koca selamı olan “Merhaba” sözcüğü idi.
Mavi yolcular, gördükleri güzelliklere kendileri de birşeyler katmak, iz bırakmak isterler. Bunların belki de en ünlüsü, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Göcek, Osman ağa suyu koyunda bir kayanın üzerine yaptığı balık resmidir. Bu resim nedeniyle bu koy günümüzde “Bedri Rahmi” koyu olarak bilinmektedir.
İlk mavi yolcuların Gökova körfezine bıraktıkları diğer bir anıt ise, Sedir adasına bıraktıkları el izlerinden oluşan “Eller” anıtıdır.
Üç yıl sonra bu anıtı tekrar bulan Erhat; “O ne cümbüş, o ne sevinçtir! Şehir (Sedir) adasındaki Eller anıtını üç yıl sonra sapasağlam görmek., hatta başka yolculardan onu gördükleri ve hiç bozulmadığı haberini almak! Bu yaşantı on günlük bir yolculukta mutlu eder insanı. İnsanı, insan eder. Mavi yolcu olabilen, mavi yolcu olur ömrünün sonuna dek” Azra Erhat – 1970
Eller anıtının yakınında, başka bir kayanın üzerine de, 1973 yılında hayatını kaybeden Sabahattin Eyüboğlu anısına, deniz kabukları ile “S. Eyüboğluna Saygı 1973” yazılıdır.
Sayısız sanat eserine ilham kaynağı olmuş mavi yolculukların belki de en çalışkan sanatçılarından biri de Bedri Rahmi Eyüboğlu’dur.
1946 yılında ilk çıktığı mavi yolculukta, Sedir (Şehir) adasındaki Kedrai kentinin antik tiyatrosunda oturur, zeytin ağaçlarını izleyerek o ünlü mısralarını yazar;
Önde zeytin ağaçları arkasında yar
sene 1946
Mevsim sonbahar
Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim
Dalları neyleyim.
Yar yoluna dökülmedik dilleri neyleyim.
Yar yar! Seni kara saplı bıçak gibi sineme sapladılar
Değirmen misali döner başım
Sevda değil bu bir hışım
Gel gör beni darmadağın
Tel tel çözülüp kalmışım.
Yar yar
Canımın çekirdeğinde diken
Gözümün bebeğinde sitem var.
Bedri Rahmi Eyüboğlu – 1946
Bedri Rahmi bu yolculukların tamamında durmaksızın üretmiş, tam on iki defteri, desenler, resimler, şiirler ve notlarla doldurmuştur.
Bedri Rahmi’nin oğlu Mehmet ve gelini Hughette Eyüboğlu, yıllarca muhafaza ettikleri bu defterleri derleyerek 2008’de kitap haline getirilmiş. Eğer bulabilirseniz, mavi yolculuğa çıkarken yanınıza almanızı, yolculuğunuz boyunca Bedri Rahmi’nin izlerini takip etmenizi kesinlikle tavsiye ederim.
Denizle, sağlıcakla, selametle kalın.
Mustafa Aksüt
Okumaya devam et. Mavi Yolculuk III,
Merhaba’dan – Charter’a >>>

